IN SITU

Art, Politics and Other Things in Life — A Blog by Hakan Topal

Tag: gezi

Gezi Uprising Anniversary

Exactly two years ago, on May 31, 2013, I woke up to the news of brutal police violence in Gezi Park, Istanbul. Some of my friends were occupying the park to protect its trees. Frustrated and angry, I created a Facebook event to organize a protest at Zuccotti Park, hoping that I could get in touch with people to voice our concerns together from New York City. Within a day, almost 3000 people gathered to protest in Zuccotti Part. Occupy Wall Street friends were there to support us.

Since then, New York Gezi Group held many protests, teach-ins, panel discussions, conferences. Most importantly nothing will be the same for younger generations, the shape and nature of Turkish politics have changed forever. I am just proud to be part of this.

Michael Hardt is the new resident of Boğaziçi University’s Boğaziçi Chronicles! Here is an interview that I did with him in Turkish. 

For more information: http://www.bogazicichronicles.boun.edu.tr/

Original video interview can be seen at: WHAT NOW? Michael Hardt on Continuity and Leadership 
http://blog.hakantopal.info/post/63942942881/what-now-michael-hardt-on-continuity-and

Bir Kac Not: Memlekette kurucu siyaset mümkün mü?

Halkın özellikle de eski kuşak CHP’li seçmenin Sarıgül’ün hırsız, Yavaş’ın da milliyetçi/faşo olduğunu bilmediğini düşünmek onları aptal yerine koymaktır. Eminim ki halklar neyi desteklediğini ve niye desteklediğini çok iyi biliyorlar. AKP milletin canına tak etmiş vaziyette, sarılacak başka olasılık da göremiyorlar (maalesef). Durumun çıkmaz vahametinin onlar da farkındalar (yakınlarımdan biliyorum).

Çekinceli oyumu HDP’ye verecek olsam da, görüyorum ki parti saymakla bitiremeyeceğim bir çok hata yaptı. Kapsayıcı, olumlayıcı, güler yüzlü bir dil yerine, hızlı biçimde herkese ayar çeken marjinal bir tonu sahiplendi, kendisini ofsayta çıkardı. Ayrıca yeni bir oluşum, daha çok ham. Önemli bir siyasi pratik yeşeriyor olmasına rağmen kısa vadede ülke çapında siyasi bir olasılık olarak kendisini örgütleyebileceği bir duruşa (posture) sahip değil. İktidarı net bir dille talep eden, kendinden güvenli bir hal ve hareketleri de yok. Onun yerine uzundur CeHaPe gibi merkez sag-sol bir partiyi kendisine hedef seçmiş vaziyette. Bu da bir çoğumuzu bilhassa baydı! Ama, eminim hatalardan dersler çıkarılır ve zaman zarfında HDPnin çoğulcu pratiği siyasi hayatta önemli bir yer alabilir. Bunun için partinin öncelikle kendisinin demokratikleşmesi gerekiyor.

Her ne olursa olsun, su yaşadığımız siyasi kriz temsili demokrasinin içerisinde bulunduğu uzun soluklu tıkanmışlığın ta kendisi ve partici profesyonel siyasetin gelip tıkandığı nokta. Bu tartışmaların benzerlerini ABD’de (Yeşil Parti üyesiyim), Almanya’da ve Fransa’da da yapılıyor. Evet, Gezi temsili demokrasinin özüne içkin tıkanmışlıktan dolayı parlak verdi ve bir nebze de olsa nefes aldırdı. Su anda Gezi ruhunun adı var kendi yok, yerini partizanlığa, negatif siyasete bıraktı çoktan. Post-Gezi halet-i ruhiyemiz pek de parlak değil bildiğiniz üzere…

Hayır, mesele modernitenin krizi değil, tam aksine, Latour’unda bahsettiği gibi tam anlamıyla modern olamayışımızdı… Bana kalırsa ihtiyacımız olan alternatif parti programları değil, yepyeni ‘kurucu’ siyaset fikri, yeni liderlik biçimleri, yeni organizasyonel formlar, ve en önemlisi büyük çaplı projeler üretebilecek ve bunları pratiğe geçirebilecek istenç. Çokluğun ‘potentia’sini yükseltecek bir coşku hali! Aşk.

Neyse, fazla uzatmayayım, diyeceğim su ki, daha yolun çok başındayız, başka seçimler de olacak, daha fazla birbirimizi kırmaya gerek yok. İnsanlar bildikleri partiye oy versin. AKP gitsin. Birbirimize faşist, ırkçı, bölücü, sömürgeci demeyelim. Artık particiklerin ötesinde beraber çalışmayı öğrenmek gerekiyor, cömertçe paylaşarak, dostlukla ve yepyeni yakınsamalar kurarak…

Öperim.

Hakan

(c) 2017 - Hakan Topal